Monthly Archives: July 2009

Twitter: “Gel, Sosyal Medyaya Gel!”

Twitter Sosyal Medya Pazarlaması Micro Blogging

Twitter, şimdi de gözünü ‘micro blogging‘in öneminin farkına henüz varmayan marka ve pazarlama uzmanlarına çevirdi.

Popülerlikte altın çağının keyfini süren Twitter, henüz kendisini keşfetmeyen marka ve işyerlerine micro blogging‘in sağlayabileceği faydaları anlatmayı amaçlayan bir bölüm  açtı.

business.twitter.com subdomaini üzerinden “Twitter 101” adıyla hayata geçirdiği kılavuzun altında yer alan “Case Study Feedback” bölümünden ise Twitter‘ı başarılı bir şekilde kullanan firmalardan, örnek olabilecek kampanya ve uygulamalarını kendileriyle paylaşmaları isteniyor.

Sitede micro blogging‘i etkin ve aktif şekilde kullanarak markaları için ayrı bir iletişim ve pazarlama kanalı yaratan Dell, Pepsi, American Apparel, Etsy, JetBlue gibi markalara ait case studyler mevcut. Eğer sosyal medya pazarlamasısocial media marketing ) ile ilgileniyorsanız bu bölümü baştan sona okumanızı tavsiye ederim. Kılavuzda, özellikle Twitter‘ın yapısının müşterilerle ve iş ortaklarıyla ilişki kurmayı kolaylaştırdığı vurgulanmış.

Tabii, her ne kadar yapılan bir araştırmanın ardından Twitter‘ın bazı firmalar tarafından tam bilinmediği gibi sonuçlar çıktığı ve kılavuzun da bu nedenle hazırlandığı söylense de, böyle birden “gel kardeş sen de burada mutlaka yer al” şeklinde yaklaşmaları bana tuhaf geldi açıkçası.

Bir sonraki adım ne olabilir diye düşündüğümde, aklıma Twitter‘ın şirketlere yönelik entegre bir yapıyı hayata geçirebileceği ya da şirket hesaplarını paralıya çevireceği geliyor.. Twitter, bu paralı üyelik karşılığında onaylı isim ve detaylı rapor gibi hizmetleri markalara sunabilir. Buna sadece nacizane tahminim diyelim.

Asıl iddiam başka, Twitter en fazla 1 yıl içerisinde herkese Gold üyelik mantığında paralı bir seçenek de sunacak.
Buraya yazıyorum, okuyanlar şahidimdir :)

Dijital pr, online itibar yönetimi ve Tick Tock Boom Digital Agency

dijital pr, online itibar yönetimi tick tock boom digital agency

Dijital PR ve online itibar yönetimi, son dönemde klasik PR ajanslarının dillerinden düşürmedikleri bir konu. Ancak, dünyada uzunca bir süredir gündemde olan bu konuyla ilgili fikir ve kısmi bilgi sahibi olmak, bu işi hayata geçirmek ve yürütmek için kesinlikle yeterli değil. İşin boyutunu, kapsamını ve farklılığını gören  bir çok PR ajansının, bu konuda Tick Tock Boom Digital Agency‘i çözüm ortağı olarak görmesinin temelinde de bu yatıyor…

Türkiye’nin ilk dijital pr ve online itibar yönetimi ajansı Tick Tock Boom Digital Agency‘i 2009 yılının başında hayata geçirmemizin temelinde de dijital pr, online itibar yönetimi, eş zamanlı internet monitoring ve 360 derece interaktif pazarlamayla ilgili piyasadaki açık ve de kendimize, tecrübelerimize ve bilgimize duyduğumuz güven vardı.

Geride kalan 7 ayda yepyeni ve bir çok konuda kendine farklı bir yol çizen bir dijital ajans olarak müthiş bir  yol aldık. Gizlilik sözleşmeleri nedeniyle büyük bir kısmını referanslarımızda göstermediğimiz, Türkiye ve dünyadan 20′nin üzerinde büyük markaya dijital pr (digital pr), online itibar yönetimi (online reputation management), eş zamanlı internet monitoring (on demand search) ve SEO‘dan SEM‘e interaktif pazarlama (interactive marketing) hizmeti vermeye başladık. 3 kişi ile başladığımız yolculukta şu an 15 kişiye ulaştık ve her geçen gün sayımız artıyor.

Farklı bir bakış açısıyla girdiğimiz dijital dünyada dijital pr, online itibar yönetimi, online kriz yönetimi, SEO, SEM, viral pazarlama, sosyal medya pazarlaması ve yönetimi gibi bir çok hizmeti Türkiye’de hiç bir firma tarafından kullanılmayan farklı metodoloji ve anlayışla müşterilerimize sunduk.

En son dünyanın sayılı dijital ajanslarından birinden gelen teklifle onore olduk, ancak bu teklifi  kibarca geri çevirdik.

“Nereden çıktı bütün bunlar” ya da “az övünmedin”  diyenleriniz olacaktır elbette :) Çok uzatmayayım  en iyisi… Şirket olarak önümüzdeki bir kaç haftanın geçmesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Çünkü, yaklaşık 7 aydır üzerinde çalıştığımız ve çok ciddi yatırımlarla ortaya çıkardığımız Tick Tock Boom Sonar‘ı ağustos ayı içerisinde mevcut müşterilerimize lanse ediyor olacağız. Kasım ayı içerisinde ise çok kapsamlı bir ürün olarak piyasada olacak.

Dünyada sadece 2-3 örneği bulunan, Türkiye’de ise kapsam ve işleyiş bakımından ilk ve tek olan, neredeyse bütün büyük markaların ve ajansların çok yakından ilgileneceği,  bu program ile çok ses getirecek ve sektörü çok farklı bir boyuta taşıyacağız.

Takipte kalın,

Sosyal Medyanın Gücü

Sosyal Medya Pazarlama Kampanya ve Analiz

Sosyal medya hakkında ilginç ve bir o kadar etkileyici bir slayt. Sosyal medyanın gücü karşısında eğilmek gerekiyor sanırım.

İşte, sunumdan bir kaç ufak not:
5 milyar: Tüm üyelerinin Facebook’ta 1 günde harcadığı toplam dakika.
13 milyon: Wikipedia’daki tanımlı konu başlığı sayısı
3 milyon:
1 günde Twitter’e gönderilen post sayısı
3.6 milyar : Flickr arşivindeki resim sayısı
412.3 yıl: YouTube’taki videoların tamamını izlemek için gerekli olan yaklaşık süre
100 milyon: YouTube’ta 1 günde izlenen video sayısı

Gerçektende inanılmaz rakamlar…

Slaytta ilgimi en çok çeken söz ise “Stop thinking campaigns, start thinking conversations”. Kısaca, “Kampanya düşünmeyi bırakın, dialog kurmaya başlayın”.
Türkiye’deki markaların bu cümle üzerinde ciddi şekilde durup düşünmesi ve sosyal medyadaki icraatlarını gözden geçirmesi gerekiyor. Çünkü sosyal medya, sadece Twitter, Friendfeed ve Facebook‘tan ibaret değil! Öyle diyen dijital pr ve ajanslar varsa da tavsiyem koşarak uzaklaşmaları!

Ambush Marketing (Sinsi Pazarlama | Tuzak Pazarlama)

Sinsi Pazarlama Tuzak Pazarlama Ambush Marketing

Pringles Ambush Marketing

Ambush Marketing (Sinsi Pazarlama veya Tuzak Pazarlama), özellikle spor organizasyonlarında firmalar tarafından kullanılan ve çoğu durumda etikliği tartışılan bir pazarlama yöntemi

Sinsi pazarlamaya en son örnek, Touch Agency tarafından Pringles adına Wimbledon Tenis Turnuvası‘nda yönetilen kampanya oldu.

Ambush Marketing | Tuzak Pazarlama | Sinsi Pazarlama
Pringles
, Wimbledon Tenis Turnuvası’na sponsor değil, ancak  yukarıda gördüğünüz tenis topu kutularına benzeyen ve üzerinde “bunlar tenis topu değil” yazan 24 bin adet Pringles‘ı saha dışında seyircilere dağıttırdı. Turnuvayı izlemeye gelen seyircilerin dikkatini çekmek içinse, Roger Federer ve Björn Borg gibi tenis efsanelerinin benzerleri ve dev Pringles kutularının bulunduğu stantlar kullanıldı.

Sonuç ise tam hedeflenen şekilde oldu; binlerce seyirci ellerinde Pringles kutularıyla turnuvayı izledi.

Procter & Gamble markası olan Pringles’ın bu tarz bir sinsi pazarlama yöntemini kullanmasının doğruluğu tartışılabilir ancak ürün kutusunu tenis toplarıyla özdeşleştirme fikri gerçekten de hoşuma gitti.

Tabi, yukarıdaki Pringles örneği ambush marketing (sinsi pazarlamatuzak pazarlama) açısından en masum örneklerden biri.

Bununla ilgili Prof. Dr. İsmail Kaya’nın bir yazısında altını çizdiği şekilde, 2006 yılında İstanbul Park’ta yapılan Formula 1 yarışında birinciye ödülünün son anda yapılan bir girişimle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başkanı Mehmet Ali Talat’a verdirilmesi ve de bunun televizyon ekranlarından yazı ile de gösterilmiş olması, çok tartışılsa bile sinsi pazarlamanın siyasi olarak kullanıldığı çok başarılı bir örnek.

Ambush Marketing‘i en iyi kullanan firmalardan biri ise Nike. Nike, Reebok‘un resmî sponsor olduğu 1992 Olimpiyatları’nda ABD basketbol takımının basın toplantısına sponsor olurken, Nike sponsorluğundaki efsanevi Michael Jordan, aldığı 10′larca milyon doları sonuna kadar hak ettiğini kanıtlarcasına, altın madalyasının takılırken Reebok logosunu kapatmıştı.

3G’yi beklerken

Teknoloji tutkunlarının uzun süredir merakla beklediği 3G‘de kartlar yavaş yavaş açılmaya başlandı.
Turkcell
, 3G teknolojisi ve getireceği yenilikleri, 2 Temmuz akşamı Tepebaşı’ndaki merkez binasının müthiş manzaralı VIP kafesinde 60′ın üzerinde bloggerı ağırlayarak tanıttı. Blog yazarlarının yakın ilgi gösterdiği ve gerçekten de keyifli geçen bu buluşmada, 3G‘nin getirdiği yenilikler kadar, LG’nin görüntülü konuşmaya imkan tanıyan kol saati de büyük ilgi çekti.

3G ile birlikte çok farklı bir yola girildiği aşikar. Tabii, her konuda olduğu gibi buna da ön yargı ile bakan ve burun kıvıran bir kitle de yok değil. Bunun çok kısa bir zaman içerisinde hayatımızın bir parçası olacağını kestiremeselerde, zaman içerisinde kanıksayacaklardır.

3G mobil genişbant teknolojisi ile ulaşılacak hızı geçersem, çok heyecanlandıran şey görüntülü konuşma… Bu, mobil iletişimin çehresini çok kısa bir süre içerisinde değiştirecek yeni bir çağın başlangıcı.

GSM operatörleri ve kullanıcıların yanı sıra, girişimciler açısından da bir çok yeni fırsat, 3G ile birlikte çok yakında hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olacak. 31 Temmuz’u sabırsızlıkla bekliyorum.
Turkcell 3G Blog‘unda, 3G‘nin hayatımıza katacağı yenilikleri detaylı şekilde bulabilirsiniz.
Yine Turkcell tarafından hazırlanan ödüllü yarışmaya Meraketmiyormusun.com üzerinden ulaşabilirsiniz.
Ayrıca, Turkcell 3G Blog toplantısından görüntülerine Teknorazzi‘den, Turkcell 3G reklamlarını ise buradan izleyebilirsiniz.

 Scroll to top