Monthly Archives: March 2006

Google’ın başarısının sırrı ne?

Ücretsiz verdiği hizmetler kadar, basit ve kullanıcı odaklı çözümlerle, el attığı her konuda “en iyi” olmayı başaran ve artık hiçbir rakip tanımaz hale gelen Google, internetteki tekelini resmen ilan etmiş durumda.

Neredeyse her gün ücretsiz olarak biz internet kullanıcılarına sunduğu yeni bir hizmetini duyduğumuz Google, sadece dünyanın en büyük teknoloji şirketi değil, aynı zamanda dünyanın en büyük şirketi olma yolunda da ilerliyor. Bana göre, sade bir arama motoru olarak yola çıkan, fakat adı artık internet kelimesiyle birlikte anılan Google‘ın başarısının altında yatan 2 temel şey var ve bu ikisi sadece rakiplerinin değil herkesin gözü önünde duruyor aslında: basitlik ve doğru pazarlama.

Google‘ı basit bir arama motoru olmaktan çıkarıp, internetin en büyük şirketi olmaya götüren şeyler için bir liste oluşturmaya kalkarsak benim ilk aklıma gelenler şöyle:
1- basitlik
2- yaratıcılık
3- farklılık
4- kişisel kullanıcılara ücretsiz hizmet vererek yaratılan bağımlılık
5- alternatif ve doğru pazarlama yöntemleri
6- geleceğe yatırım
7- sınır tanımamak
8- kendini yenileme ve geliştirme
9- cesaret
10- rakiplerini iyi analiz etme
11-
insana yatırım

(Elbette bu listeye sizlerin de ekleyeceği maddeler çıkabilir. Onları da yorumlarınızla birlikte bir başka yazıda derlemeyi düşünüyorum)

Çöplük Sanat!

Kimdir sanatçı? Sadece yaratan mı? Herkes tarafından yetenekleri kabul edilen eskilerle, günümüz sanatçıları arasındaki fark nedir? Günden güne gittikçe karmaşıklaşan ve dallanan sanat için Nobel Edebiyat ödülü sahibi düşünür, yazar ve humanist Andre Gide’nin “En incelikli, güçlü, derin ve üst düzey sanat, ilk bakışta sanat olduğu anlaşılmayan sanattır” sözleri ne kadar gerçeği yansıtıyor?

Picasso’nun Dali’nin Escher’in açtığı yollarda giderken, Warhol ile popüler kültüre sapan sanat, günümüzde yerini, teknoloji çağının muhteşem çocuklarının 2 ve 3 boyutlu çizim programları, video veya dijital çekilmiş fotoğraflarla yaptığı, kulağa basit gelen ama hiç de o kadar basit olmayan bir yaratıcılığa bırakmıştır. Artık, Dali’nin ’sürrealizm’inin yansımalarınında da ötesine geçen örneklerini internette veya tual üzerinde görmek oldukça sıradan…Teknoloji destekli eğitim ve internet, bilgiyi paylaşıp yayarak kendi neslini yaratıyor ve bu nesil sanatı daha da dallandırıp budaklandırarak bizleri farklı dünyalara taşıyor. Tabii, burada bir soru aklıma takılıyor.. Biz sanatseverleri nasıl bir dünya bekliyor? Acaba, herkesin sanatçı olacağı ve kendini ilgi duyduğu dallarda ifade edeceği daha güzel bir dünyaya doğru mu gidiyoruz, yoksa, yaratıcılığın kendi çöplüğünü yaratıp içinde kaybolacağı o noktaya mı? Yaratacak ve yapılacak hiçbirşeyin olmadığı, herşeyin zaten yapılmış olacağı son durak!
 Scroll to top